Daha iyi bir konuşmacı olmanıza yardım edecek 10 yöntem

İyi bir konuşmacı olmak zor değil.

İyi bir konuşmacı olmak zor değil.

Pek çok başarılı iş insanı için topluluk önünde konuşma yapmak bir kabustur. İşini çok iyi bilmesine ve konuya vakıf olmasına rağmen kalabalık bir grup önünde konuşma yapmayı düşünmek bile ellerinin titremesine neden olabilir. Oysa iyi bir konuşmacı olmanız hiç de zor değil…

 

 

İyi bir konuşmacı olmak için öncelikle bilinmesi gereken, bu duygunun son derece normal, hemen herkesin yaşadığı ve en önemlisi geçici olduğunun bilinmesidir.

Diyelim ki bir etkinlikte konuşma yapmanız kaçınılmaz ve dinleyicileri cezbetme sanatını öğrenecek kadar uzun vaktiniz de yok. Peki ne yapacaksınız.

İşte size bir gecede daha iyi bir konuşmacı olmanız için uygulayabileceğiniz 10 öneri

1-Kendinize heyecanın normal ve geçici bir duygu olduğunu söyleyin

Heyecan, mesleği konuşma yapmak olan insanların bile sık sık yaşadıkları bir duygudur. Her ortam ve izleyici değişikliğinde kendini hissettirir. Yaklaşık iki dakika sürer. Eğer bunu bilir ve o iki dakikayı atlatırsanız kendinizi evinizin salonunda hissetmeye başlar, konuşmanın keyfine varır ve hatta kürsüden inmek istemezsiniz.

2-Başlıklarınızı belirleyin

Ne anlatmak istediğinizi başlıklar halinde belirleyin ama asla konuşmayı ezberlemeye çalışmayın. Siz zaten o başlıkların altında ne anlatılacağını gayet iyi biliyorsunuz. Kendinizi rahat bırakın. Hazırlanmış bir konuşmanız olsun ama o konuşmaya bağlı kalmaya çalışmayın. Bu sizi okuyan konumuna düşürür ve muhtemelen çok sıkıcı yapar.

3-Bakışlarınızı salonda gezdirin

Konuşmanız sırasında başınızı salonda sağa, sola ve ortaya olmak üzere çok abartmadan zaman zaman salonda gezdirmeye gayret edin. Bu sizin bütün salona hakim olduğunuz hissini yaratacaktır.

4-Ellerinizi kullanın

Konuşmanız sırasında yine çok abartılı olmamak koşuluyla jest ve mimiklere yer verin. Vurgulamak istediğiniz cümleler bunun için doğru yer ve zamanlama olacak, izleyicinin dikkatini çekecektir. Sürekli aynı hareketi yapmaktan kaçının ve doğal olun.

5-Esprilere yer verin

Kabul edelim ki espri yapmak herkesin harcı değildir. Günlük yaşamınızda esprili bir insansanız konuşmanızda da ara ara esprilere yer verebilirsiniz ama unutmayın siz stand-up’çı değilsiniz ve orada bulunma amacınız insanları güldürmek değil. Konuşmanızı daha renkli, izleyicinin dikkatini daha ayakta tutmak ve bir bağ kurmak için yer yer esprileri kullanabilirsiniz.

6-Duygusal bir hikaye anlatın

Konunuzla alakalı bir hikaye anlatın ve duygularınızı göstermekten çekinmeyin. Üzgün idiyseniz üzgündüm deyin. Ağladıysanız, ağladım deyin. Gerçek duygular paylaştığınız zaman dinleyicilerinizle anında oluşan ve uzun süren bir bağ kurmuş olursunuz. Duygular her zaman konuşma becerilerini geride bırakır.

7- 8-10 saniye duraksayın

Birkaç saniye duraksarsanız dinleyicileriniz ne söyleyeceğinizi unuttunuz zanneder. Beş saniyeden fazla duraksayın, dinleyicileriniz bu sefer bunu kasten yaptığınız düşünür ve nedenini merak etmeye başlar. Kolay bir durum değil ama biraz uzun duraksayın, düşüncelerinizi toparlayın. Bu sırada dinleyicileriniz size konuşmacı puanınızı artıracaktır.

8- Dinleyicilerinizin cevaplayamayacağı bir soru sorun

Dinleyicilere soru sormak sık kullanılan bir teknik. Çoğu zaman yeteri kadar işe yaramayan bu yöntem yerine kimsenin bilmediği bir soru sorun. Cevap veremediklerinde de “Sorun değil, ben de cevap veremiyorum” deyin ve konuyla ilgili bildiğiniz şeylerden bahsedin. Bu sizi hem dinleyicilerinizin gözünde insanlaştırır hem de bildiğiniz şeylere daha çok dikkat vermelerine sebep olur.

9- Kimsenin bilmediği bir şey bulun

Kimse “Geçen bir sunumda konuşmacının inanılmaz bir grafiği vardı” demez ama “yanaklarınız kızardığında mide zarınızın da kırmızı olduğunu biliyor muydunuz?” bilgisi dikkat çekici ve kalıcıdır. Konunuzla alakalı ilginç bir bilgi ya da sıra dışı bir karşılaştırma bulun.

10- Asla “Satışları” düşünmeyin

Çoğu iş insanı yeni ürünlerini tanıtmak, daha çok müşteri kazanmak ve satışları artırmak için konuşma yaparlar. Yapmayın. Zaten stresli bir duruma fazladan baskı eklemiş olursunuz. Aynı anda birden fazla şey yapmaya çalışmayın. Bir fırsatı kaçırdım diye de üzülmeyin. İnsanları konuşmanızla etkilerseniz yapmanız gereken tüm satışı yapmış olursunuz zaten.

Oprah Winfrey’den Kardashian’lara eğlence dünyasından iş dünyasına 5 öğüt

ABD'li televizyon yıldzı Oprah Winfrey.

ABD’li televizyon yıldızı Oprah Winfrey

Günümüz ünlüleri sadece bizi eğlendiren insanlar değiller. Marka değeri taşıyan işletmeler aynı zamanda. Oprah Winfrey, Kardashianlar, Miley Cyrus, Justin Bieber, Lana Del Rey… İşte dünya çapında popüler ünlülerden öğrenebileceğiniz 6 şey…

 

 

Lana Del Rey

Olmuyorsa baştan yarat

Bugünkü şöhretine sahip olmadan önce Lana Del Rey, Elizabeth “Lizzy” Grant adında New York’lu bir şarkıcıydı. Gerçek adı ve sarı saçlarıyla istediği yere gelemeyen Lizzy, kendine yeni bir isim seçti, saçını boyattı ve derin sesiyle şarkılar söylemeye başladı.İşletmeniz bir türlü öne çıkmıyorsa, Lizzy’den Lana’ya dönüşmeyi bir düşünün. Bulunduğunuz yeri, ürünlerinizi ya da servislerinizi baştan yaratın.

Miley Cyrus

Müşterilerinizi sevin ki onlar da sizi sevsin

Miley Cyrus hayranlarını çok seviyor. Smilers adını verdiği hayranlarıyla her fırsatta sosyal medyada iletişime geçiyor. Bu işletmeniz için de iyi bir strateji olabilir. Yeni “hayranlar” edinmeye çalışmak yerine ürün ve hizmetlerinizi var olanlara pazarlamak daha kolaydır. Siz de müşterilerinize onları sevdiğinizi belli edin. Bu sayede sizle daha çok alışveriş yapacaklar ve sizi yere göğe sığdıramayacaklar. İşin özü sadakatten geçiyor.

Justin Bieber

Hedef kitleye oynayın

Çoğumuz Justin Bieber’ın tarzını anlamıyoruz. Hedef kitlesine dahil olmadığımız için bunun pek de bir önemi yok. Genç kızlara hitap eden Bieber, bunu çok iyi biliyor ve kimsenin hakkında ne dediğini umursamadan hedef kitlesine oynamaya devam ediyor.Siz de işletmeniz için Bieber’ın stratejisini kullanabilirsiniz. Hedef kitlenizi tanıyın, sadece onlara odaklanıp isteklerini karşılayın.

Kardashianlar:

Her işin bir vadesi var

Kardashian kızları marka değerlerini sonuna kadar kullanmaktan çekinmiyorlar. Kıyafetten makyaj malzemelerine, parfümden telefon oyunlarına kadar her alanda hizmet veriyorlar. Her işin bir vadesi olduğunu biliyorlar ve potansiyellerini sonuna kadar kullanıyorlar. Aynı şey şirketiniz için de geçerli olabilir. Yaptığınız her işin bir süresi var bu yüzden popülerken tüm fırsatlarınızı değerlendirin.

Oprah Winfrey

Her şey zamanla

Oprah kendi kanalı OWN’u kurarken başarıya ulaşması için gereken her şeye sahipti. Büyük bir hayran kitlesi, yılların deneyimi, pek çok bağlantısı ve girişimini finanse edecek parası vardı ama OWN’un yolunu bulması birkaç yıl aldı. Yeni bir işe girişirken hatta yeni bir ürün ya da servis sunarken bunu aklınızda bulundurun. Tüm kaynakları önünde olmasına rağmen Oprah’nın bile kanalını sağlam temellere oturtması birkaç yıl sürdü. Azim ve sabır böyle bir süreçte en büyük yardımcılarınız olacaktır.

Remziye Demirkol ‘ İşini iyi yapan birinin hak ettiği yere geleceğine inanıyorum’

Contentİstanbul kurucu ortağı Remziye Demirkol

Contentİstanbul kurucu ortağı Remziye Demirkol

Contentİstanbul kurucu ortağı Remziye Demirkol’un kadincaemlak.com sitesindeki röportajı.

‘Sesini duyur çünkü ne diyorsan o’sun ‘ vizyonuyla yola çıkan Contentistanbul’un kurucu ortaklarından Remziye Demirkol ile yaptığımız söyleşimiz Çarsamba gününüze renk katacak…

Türkiye’de iş hayatında başarılı bir kadın olarak gerek iş gerekse de sosyal hayatta kadının konumunu nasıl yorumluyorsunuz?

Bu sorunun yanıtı ne yazık ki gerek dünyada gerekse de Türkiye’de çok iç açıcı değil. Kadının iş hayatındaki varoluşu kendi mucizesidir. Kadın, toplumun ona yüklediği sorumluluk ve ön yargılarla birden fazla cephede savaşmak zorunda. İşini iyi yaptığında ve çok çalıştığında bunun karşılığını alacağına inanarak büyüyen bir kız çocuğu için iş hayatı başlangıçta tam bir hayal kırıklığı olabilir. Erkekler dünyasına hoş gelmiştir ama sefalar getirmemiştir. Önce yeterince zeki ve yetenekli, sonra çok çalışkan ve özverili olduğunu ispatlaması gerekir. O kadar özverili olmalıdır ki mümkünse çocuk yapıp, doğum izniyle falan işverenin başını ağrıtmamalıdır, bu hatayı yaptıysa çocuğu zırt pırt hastalanmamalıdır, doğum kilosunu on gün içinde vermeli, prezantabl görüntüyü bozmamalıdır bu arada ev hayatını mükemmelen idare etmeli mümkünse dul kadın olup şirketin iç huzurunu tehlikeye atmamalıdır. Önemli konular akşam iş yemeklerinde konuşulur, kararlar alınır ama kadınlar için bu tip yemeklere katılmak hem aile düzeni hem de erkekler dünyasının bir çeşit özel alanına giriş olacağından mayınlı bir tarlaya dönüşebilir.

Çok içme hatta iyisi mi içme, sakın ha çok gülme, kılığına dikkat et kimse yanlış mesaj almasın vs. vs. vs. Çok abartılı bir cevap olmuş olabilir ama bu irili ufaklı benzer pek çok olayın yaşanmadığı anlamına gelmez. İş hayatı dediğimizde sadece steril plazalar gelmemeli gözümüzün önüne. Ekmeğini kazanmaya çalışan binlerce kadın var. Peki kurallar böyle işliyor diye evimize mi kapanalım? Tabii ki hayır… Kurallar değişmek için var:) Tam tersi her geçen gün bu dünyada daha fazla var olmalı, kuralların yeniden yazılmasına katkı sağlamalıyız. İşini gerçekten iyi yapan birinin (özellikle kadın ya da erkek diye ayırmıyorum) önünde sonunda hak ettiği yere ulaşacağına inanıyorum. 

Genç iş kadınlarına tavsiyeleriniz nelerdir?

Bu soruya kısa ve net bir biçimde ‘vazgeçmesinler’ diyerek cevap verebilirim. Eğer dünyada bir kişi bile yapabiliyorsa, bu sizin de yapabileceğiniz anlamına gelir. Başarılı kadınların hikayelerine yakından bakmanın ilham verici olabileceğini düşünürüm.  Bir ikincisi ‘kadın kadının kurdudur’ fikriyle yaratılmaya çalışılan, böl ve yönet taktiğine kapılmadan, kardeşçe ilişkilerin iş hayatında da mümkün olduğuna inanmalarını tavsiye ederim.

Oturacağınız evi seçerken kriterleriniz neler olmuştur?

Evi sevmem gerek. Burada yaşayabilirim duygusunu hissettirmeli bana. Aydınlık ve kullanışlı olmalı. Tabii ki sağlam, mevkisi uygun vs. gibi kriterlere de bakarım ama öncelikle ‘burası benim evim’ duygusunu hissetmeliyim.

İstanbul’da oturmak için hangi semti ve Yatırım yapmak için hangi semti seçersiniz?

Birden fazla semtte oturabilirim, sevdiğim pek çok semt var. Hayatımı kolaylaştıran bir yer olması, mümkünse doğaya yakın olması beni daha çok mutlu eder. Yatırım için emlak danışmanlarının sözünü dinlemeyi tercih ederim.

Ev satın alma kararında kadınların asıl karar mercii olduğunu düşünüyor musunuz?

Kadınlar tabii ki çok etkili ama tek başına aldıkları bir karar olduğunu düşünmüyorum. Kadınlar genelde evin düzenine, koltuğu nasıl yerleştireceğine odaklanıyor. Erkekler başka bir takım ayrıntıları fark edebiliyor. Çocukların kendilerine göre tercihleri var. Dolayısıyla bu bir aile kararı…

 

 

 

Online alışveriş, ürün kalitesi, ücretsiz gönderim ilişkisi

Online alışveriş, ürün kalitesi, ücretsiz gönderim

Online alışveriş, ürün kalitesi, ücretsiz gönderim

‘Online alışveriş, ürün kalitesi, ücretsiz gönderim’ nedir?

 

 

 

 

 

 

E-ticaret alanında faaliyet gösteren bir teknoloji şirketi olan Bigcommerce’in yaptığı araştırma, ‘Online alışveriş, ürün kalitesi, ücretsiz gönderim’ ilişkisini 10 maddede ortaya koyuyor..

Online alışveriş, ürün kalitesi, ücretsiz gönderim arasındaki ilişki sonunda ortaya çıkarıldı. Online alışverişi tercih edenlerin %56’sı ürün kalitesine dikkat ediyor. Ücretsiz gönderim seçeneği %49 oranıyla ikinci sırada bunu %35’le kolay geri dönüş izliyor. Tüketicinin önemsediği bir başka faktörse %33 ile deneyimli tüketicinin bıraktığı yorumlar.

Sosyal medyanın alışverişe etkisi de gözardı edilemeyecek kadar önemli. Görünen o ki sosyal ağlarda yer alan online tüketiciler arkadaşlarından yüksek oranda etkileniyor. Tüketici yüzde 81 ile arkadaşlarının paylaştığı post’ların satın alma kararlarında doğrudan etkili olduğunu söylüyor. Video içerikler oldukça etkili. %37 oranındaki katılımcı markaların videolarından, yüzde 44’ü ise fotoğraflardan etkilendiğini belirtiyor.